Müzik ve Gelenek
Müzik ve Mimarlık
Müzik Psikolojisi
Müzik ve Sinema
Müzik ve Televizyon
Müzik ve Sanal Paylaşım
Müzik, Ritm ve Beden
Müzik ve Radyo
Elektronik Müzik ve Bestecilik
Popüler Müzik Araştırmaları
Müzik Terapisi
Müzik ve MatematikA Soviet Composer
Müzik ve Gelenek
Müzik ve Mimarlık
Müzik Psikolojisi
Müzik ve Sinema
Müzik ve Televizyon
Müzik ve Sanal Paylaşım
Müzik, Ritm ve Beden
Müzik ve Radyo
Elektronik Müzik ve Bestecilik
Popüler Müzik Araştırmaları
Müzik Terapisi
Müzik ve Matematik
Nâzım Hikmet Akademisi’nin eğitim anlayışının temeli bütüncül bir yaklaşıma oturmaktadır. Bu yaklaşım müziğin ulaşabildiğimiz bütün alanlarını kapsar ve kendini sanatın diğer alanları ile birlikte anlamayı ve anlatmayı öngörür. Bunu yaparken müziği ve müzik incelemelerini yalnızca seslerle açıklamak yerine, incelemekte olduğu konulara ve konulara bağlı sorunlara sosyokültürel zeminde ve verilerle yaklaşır. Müziğin hangi toplumsal, tarihsel, siyasal, ekonomik ve sosyal koşullarda oluştuğunu, müziğin kendisi kadar önemser ve buna bağlı olarak müziği tüm toplumsal oluşumlardan soyutlayan seçkinci yaklaşımlara karşı tavır geliştirir.
Günümüz müzik eğitim sistemlerinin, bireysel gelişimi ön plana çıkaran, müziğin herhangi “tek” bir alanında uzmanlaşmayı öngören ve müzisyenin kendini sadece bu alan üzerinden tarif etmesini öneren sistemler oldukları söylenebilir. Müzik eğitimi çalışmaları geçirimsiz bir bölgeye hapsedilmiş, yaşam ve yaşamsal dinamiklerle bağı en aza indirgenmiştir. Karşı eğitim çalışmaları ise geleneksel yapıyı zorlayıcı bir dirence ve yaygınlığa ulaşamamıştır. Hedefimiz; eğitim alanını genişletmek, geliştirmek, kolektif bir müzik anlayışını hayata geçirmektir. Bölümümüzde düşünen, konuşan, tartışan ve paylaşan bir müzisyen topluluğu amaçlanmıştır. Öğrencilerin bireysel gelişimlerini en sağlıklı ve yetkin biçimde sürdürmeleri, biriktirdiklerini kolektif bir anlayışa açık ve hazır tutmaları sağlanacaktır. Tüm bunlar geçmiş birikimlerden olabilecek en kapsamlı yararlanmayla gerçekleşecektir.
Bölüm üç ana dalda eğitim yapacaktır; ses ve çalgı bilgisi, müzikoloji, kayıt teknolojileri…
2009 – 2010 öğretim döneminde ses ve çalgı bilgisi ana dalı, 2010 – 2011 öğretim döneminde müzikoloji, 2011 – 2012 öğretim döneminde de kayıt teknolojileri ana dalı eğitime başlayacaktır. 2009 – 2010 öğretim döneminde eğitime başlayacak olan ses ve çalgı bilgisi ana dalının ders programı şu başlıklara bölünmektedir: Atölye dersleri, müzik kuramı dersleri, müzik tarihi dersleri, kuram/yöntem dersleri, seçmeli dersler ve seminerler.
Atölye derslerinin amacı öğrencinin seçtiği alanda yetkinleşmesi, müziğin tüm alanlarında araştıran, soruşturan ve tartışan bir kimlik edinmesidir. Bu dersler içerisinde yer alan Oda Korosu ve Oda Müziği dersleri, giderek baskın kimlik haline gelen “bireysellik” e karşı “kolektif üretim” i, “birlikte çalıp – birlikte söylemek” i önermektedir. Bu kolektif yaklaşım sadece atölye dersleriyle sınırlı olmayıp akademimizin varlık nedeni olarak algılanmalıdır. Müzik Tarihi dersleri müziğin gelişimini inceleyen, bu gelişmeleri toplumsal süreçlerle açıklamayı tercih eden ve diğer sanat dallarıyla etkileşimleri araştıran derslerdir. Kuram /Yöntem dersleri tarihsel, siyasal, ekonomik ve sosyolojik boyutlarıyla müziğin ele alındığı derslerimizdir. Bölüm dışı seçmeli dersler ve seminerler sanatsal ve bilimsel üretimin bütünselliğini vurgulamak, “değiştirmeye” dönük düşünsel dinamiklere alan açmak amacındadır. Seminerlerimiz düşünme, tartışma ve üretme alanlarını zenginleştirici içerik ve niteliktedir.
Nâzım Hikmet'in sonsuzluğa karışmasının kırk altıncı yılında Nâzım Hikmet Kültür Merkezi tarafından bir açıklama yayımlanarak Nâzım'ın Türkiye topraklarındaki mücadelesi hatırlatıldı.
soL (HABER MERKEZİ) Nâzım Hikmet Kültür Merkezi tarafından yayımlanan açıklamada "Büyük şair Nâzım Hikmet'le aynı safta olmaktan, aynı mücadelenin içinde olmaktan dolayı duyduğumuz mutluluğu ve kıvancı, tüm Nâzım dostlarıyla paylaşıyoruz" denildi.
Açıklamanın devamı şu şekilde:
"Nâzım, bu toprakların yetiştirdiği en güzel yüzlerden biri, tıpkı Aziz Nesin, Ruhi Su, Yılmaz Güney gibi, tıpkı Behice Boran, Sümeyra Çakır, Sevgi Soysal gibi…
Nâzım’ı ve diğerlerini güzel yapan, çalışkanlıkları, inatları, entelektüel gelişkinlikleriydi. Güzelliklerinin ölçütü ise, sadece kendini ayakta tutmakta değil, başkalarını da ayakta tutabildikleri bir üretkenlikte saklıydı. Toplumsal eşitsizliklerden kişisel çıkarları için faydalanmayı tercih etmedi bu güzel insanlar. Tam tersine, bu eşitsizliklerin, yoksulluğun, gericileşmenin, ayrımcılığın, savaş çığırtkanlığının üstüne yürüdüler, böyle güzelleştiler.
Nâzım, işgal altındaki bir şehirde büyüdü ve bağımsızlık peşinde, Anadolu’nun yollarına düştü. Araştırdı, sorguladı; uzaktan laf yetiştirmeyi değil, mücadele etmeyi, mücadelenin içinde yer almayı tercih etti.
Bu tercihleri onu şu sonuca taşıdı:
“Toplumsal devrim hedefinden yoksun bir bağımsızlık savaşı kurmaca bir savaştır.”
Heyecan dolu bir yurtsever olarak bağımsızlık yolunun, eşitlik, özgürlük, kardeşlik zeminini döşemekten geçtiğini gördü.
Ve bu noktadan itibaren, tüm hayatını, tüm yaratıcılığını, tüm entelektüel birikimini, tüm heyecanını, ‘insanlığın gençliği’ olarak nitelediği sosyalizm mücadelesine adadı. Kendini adadıkça kendini geliştirmek zorunda hissetti; kendini geliştirdikçe, memleketinin ve tüm insanlığın ulu kurtuluş düşüne daha çok inandı, sevdi ve bağlandı…
Nâzım’ın, ekmeğe, kitaba hasret tüm insanlığın şairi olmasını sağlayan işte bu büyük sevdasıydı. Ortadoğu’dan Uzak Doğu’ya, Latin Amerika’dan Kuzey Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya kadar tüm “büyük insanlık” onun bu sevdasına, hasretine ve inadına inandı ve yürekten sevdi Nâzım’ı.
Onu düşünmek, güzel şey…
Onu düşünmek, ümitli şey…
Dünyanın en güzel sesinden, en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak, ölümünün kırk altıncı yılında, bu büyük insanla, bu güzel insanla aynı safta olmaktan, aynı mücadelenin içinde olmaktan dolayı duyduğumuz mutluluğu ve kıvancı, tüm Nâzım dostlarıyla paylaşıyoruz.
Bu güzel şarkıyı dinlemekle yetinmeyip, memleketimizi ve tüm insanlığı aydınlık geleceğe taşıma mücadelesinde, onunla birlikte, Nâzım’la aynı safta yer alan tüm dostlarımızı da selamlıyoruz.
Büyük insanlığın en güzel şarkısını hep birlikte söylemek dileğiyle…